Adana – Hatay Bisiklet Turu 3. Gün

Categories Bisiklet TurlarıPosted on

Nerede kalmıştık, hah tamam ben hatırladım ama okumayanlar turun 1. Gününü şuradan…http://volkanyilanci.com/adana-hatay-bisiklet-turu-1-gun/ 2. günü buradan… http://volkanyilanci.com/adana-hatay-bisiklet-turu-2-gun/okuyabilir. İskenderunda mescid’de mışıl mışıl rahat bir uyku çektik. Mescidin duvarında asılı olan büyük hoparlörden sabah ezanının sesi ile gözlerimizi açtık. Saat 07:30 civarıydı uyandım lavaboya gidip geleyim diye çıktım dışarı. Baktım hava harika yürüyenler var, işim bitince geri mescide dönmek yerine sahilde yürüyüş yapmayı tercih ettim.


Camii’nin o kadar güzel bir konumu var ki; camii’ den çıkar çıkmaz sola döndüğünüzde hemen sahili görebiliyorsunuz. Yaklaşık 30 metre yürüdüğünüzde önünüzde çok güzel palmiye ağaçları ile süslü ana caddeye varıyorsunuz. Ana cadde kaldırımlar ve asfalt gayet düzenli ve muntazam görünüyor. Karşıya geçtiğinizde ise parklar, bisiklet yolu, meydan, spor tesisleri sırayla uzayıp gidiyor. Bu güzel bulutlu ve ılık havayı içime çekerek uykulu gözlerimle etrafa baka baka yavaşça ilerledim. Erkekler kadınlar yürüyüşte yada sahile spora gidiyor. Kimisinin elinde yoga matları vardı. Karşıya geçince kocaman bir meydan ve meydanda çok güzel bir Atatürk heykeli vardı. “İskenderun Cumhuriyet meydanı”. Hemen birkaç kare fotoğraf aldım. Eliyle ileriyi işaret eden Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk önde arkasında kadın erkek çocuk tasvirleri ve en tepede Türk bayrağı.


Nereye gitsem sağa mı, sola mı derken tam karşımda duran iskeleye doğru gittim. İskelede balık tutan balıkçılar, denizde giden tekneler ve karşımda up uzun bir deniz, çok ileride gökyüzü ile birleşiyordu. İskeledeki bankın üzerine oturmuş kedicik hiç kimseye umursamadan duruyordu. Sanki o da benim gibi yeni uyanmış uyku sersemi gibiydi. Onunla da selamlaşıp biraz konuştuktan sonra etrafta gezip fotoğraf çektim. Geldiğim yoldan tekrar geri mescide döndüm, Erhan ve Fatih uyanmışlar toparlanıyorlardı. Bisikletli turcular da göçebe hayatı yaşıyor, her akşam obasını kurup, her sabah topluyor. Bizde hızlıca toparlandık ve bisikletleri yükledik. Camii imamını aradık ama bulamadık. Teşekkür edemeden ayrılmak zorunda kaldık maalesef. Bu yazıyı muhtemelen okuyamayacak ama kendisine yardımlarından dolayı şükranlarımı sunuyorum, iyi ki sizin gibi insanlar var.


Kahvaltı için dün gözümüze kestirdiğimiz Bülent Börek’ e doğru pedalladık. Bugün için iki seçeneğimiz vardı; ya İskenderun’da biraz vakit geçirip buradan otobüse binip Ankara’ya dönmek ya da Hatay’a geçip orayı gezmek ve akşam otobüse oradan binip dönmekti. Bülent Börek’in yanında dün uğradığımız bisikletçi dükkanı “Sarıoğlu Bisiklet” vardı. Açıkcası dün selam verdiğimizde pek ilgilenmediğinde ben bozulmuştum. Dükkanının sahibi ile selamlaşıp sohbet ettik biraz, biz bir şey demeden kendisi ” tek çalıştığını ve dün çok yoğun olduğunu o yüzden ilgilenemediğini” söyleyip, “kusura bakmayın” dedi. Bu cümleyi duyduktan sonra ön yargılı düşündüğümü anladım. Börekleri mideye indirdikten sonra tekrar bisikletçi ile sohbet ettik. Laf lafı açtı derken biz bugünkü planımızı anlattık. Bize “buralarda oyalanmayın boşuna, şurdan dolmuşa binin Belen rampasını dolmuşla çıkın, sonra aşağı Hataya kadar iniş” dedi. Aramızda konuştuk ve fikri mantıklı bulduk. Dolmuşları çevirip şansımızı deneyecektik. Eğer alırsa 3 bisikleti binecektik. Demeye kalmadı ustamız bizim için gelen dolmuşu çeviriverdi, dolmuşçu ile konuştu. Biz hemen bisikletleri dolmuşa atıp vedalaştık ve devam ettik. Gerçekten uzun bir rampa çıktık giderek yükseldik gittik gittik. Camdan baktığımda dışarıda tepelerde renkli renkli evler vardı. Çoğu da eski yapılardı. Zirveye vardığımızda dolmuş da durdu. Meğer son durak oradaymış. Bisikletleri indirdik zaten bizden başkada kimse kalmamıştı. İnince, şöför arkadaş bize “gelin çay içelim” dedi. Durakta çay içip kısa bir sohbet ettikten sonra tekerin dönme vakti geldi. Buradan sonra bizi uzun bir iniş bekliyordu. Ben üzerime rüzgarlığımı geçirdim çünkü buradan sonra 12 km aşağı inecektik. Fatih ve Erhan birlikte Fatih’in bisikletine kamerayı taktılar.


Aşağı doğru iniş başladı. Yol kıvrıla kıvrıla Hatay’a doğru bizi götürürken aşağıdaki manzara havanın puslu olması sebebiyle görünmüyordu. Çok ileride deniz mi var yoksa ufak göletler mi, tarlalar mı anlamakta zorlanıyordum. Yolun sağında bazen çok az da olsa emniyet şeridi vardı. Güvenli gitmek adına oradan gitmeye çalışıyorduk fakat bazen orası kayboluyor ve sağ şeride giriyorduk. Asfaltın tırtık tırtık traşlanmış olması beni korkutuyordu, çünkü bizim tekerlerimizin tutuşunu etkiliyordu. Dikkatli bir şekilde inmeye devam ettik. Fakat aldığımız haz, keyif anlatılamaz yaşanır cinstendi. Böylece aşağı kadar indik düzlüğe gelince yol kenarında muz satan birini gördük ve durduk. Nefeslenip muz yedikten sonra devam ettik.Burdan sonra Hatay’a 25 km kalmıştı ve yol dümdüz ilerliyordu.


Bulutlu bir havada, Hatay merkeze doğru yavaş yavaş yol aldık. Şehre girdik ve merkeze doğru ilerledik. Öğle yemeği için ayakkabıcılar çarşısında ki poç kasabına gittik fakat orası kapalıydı. Biraz ilerde olan başka bir dükkana gittik ve orada sparişimizi verip beklemeye başladık. Tepsi kebabını bir güzel mideye indirdikten sonra ayakkabıcılar çarşısında Fatih ile biraz yerel ürünlerden aldık. Daha sonra gelmişken birde künefe yedik. Akşam 20:00 a otobüs biletimizi almıştık saat 6 ya doğru şehrin içinden otogara doğru ilerledik. Otogar yeni ve güzel bir yapıydı. Geldiğimizde otobüslerde %50 kapasite sınırı olduğu için boş otobüsle gelmiştik. Dönüş günümüz pazar akşamı olması ve kapasite sınırının kalkması sebebiyle tam dolu otobüse bindik. Geldikten 2 hafta sonra korona virüse yakalandım ve şükürler olsun ki hafif atlattım. Bu turda bir yerlerde mi kaptım yoksa Ankara’da mı bilemiyorum.


Sonuç olarak; turumuz zaten kısa bir tur olarak planlanmıştı. Planladığımız yerlere ve mesafelere tam tamına uyamasakta güzel anılarla bitirdik. Benim için farklı bir deneyim oldu ve keyifli geçti. Bu turu planlayan ve beni davet eden Erhan ve Fatih arkadaşlarıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Şimdi hayat ve Korona virüs salgını izin verirse önümde yeni tur planları var. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sağlıkla Kalın!

Paylaş

Grafik Tasarım Uzmanı, Bisiklet sever, gezi sever, blogger

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göster
Gizle